Ben otele gelin gittim
Evlenince göçebe bir hayat sürdüğünü belirten GülÅŸah Alkoçlar, ” Hayatım otellerde geçti” diyor.
Evlenince göçebe bir hayat sürdüğünü belirten GülÅŸah Alkoçlar, ” Hayatım otellerde geçti” diyor.
Hülya KoçyiÄŸit ile Selim Soydan’ın kızı GülÅŸah, yıllardır eÅŸi Ender Alkoçlar ile birlikte La Boutique Alkoçlar Otelini iÅŸletiyor. Evlenince direkt otele gelin gittiÄŸini ve göçebe bir hayat sürdüğünü belirten GülÅŸah Alkoçlar, “18 yaşında evlendim. Hayatım otellerde geçti. Sanki biri benim için Bavullardan kurtulamaz inÅŸallah dedi” diyor.
Kıştan sıkılıp yazlık bir mekán açıyorsunuz sanırım. Biraz kendi tatil anlayışınızı gerçekleÅŸtirmek istemiÅŸ gibisiniz…
![]() |
La Boutique Alkoçlar konsepti nasıl ortaya çıktı?
- Biz kalabalık bir otel anlayışından geliyoruz. İşlettiÄŸimiz otel 650 kiÅŸilik ve UludaÄŸÂ’da. 1968 yılından beri hizmet veren bir otel. Ve Alkoçlar’ın anılması da şöyledir: Gençler gider eÄŸlenirler ama çocuklarla da gidilir. Her ikisinin de tarzı var. Aile oteli tarzı taşıyoruz. BodrumÂ’un hálá bozulmamışlığı var ve yolunuz bir kere de olsa BodrumÂ’a düşer. Kat izninin olmaması, yeÅŸil olması, denizinin çok güzel olması bizim için butik otel kurma fikrini doÄŸurdu. Bu fikir ortaya çıkınca da “Adı da butik otel olsun” dedim EnderÂ’e ve öyle oldu.
Sizin işiniz bir nevi halkla ilişkiler yapmak değil mi aslında?
- Evet, evlendiğim 1988 yılından beri bu işi yapıyorum bu otelde. Halkla ilişkiler işinden çok zevk alıyorum. Bizim otelimizde müdürler ordusu, işletmeciler ordusu gibi bir grup yok çalışanlar arasında. Otelin sahibi ve karısı var. Biri yemeğini satın alıyor, öbürü pişiriyor gibi bir durum var. Bu ruhu yakalayabilmek çok önemliydi benim için.
Otelin özellikleri neler?
- Sahili kum, sonra çimen geçiÅŸi ve ondan sonra havuz ve binanın kendisi… Her ÅŸeyi bir arada yaÅŸayabiliyorsunuz. Tekneyle yanaÅŸabiliyorsunuz sahile. Bu anlayışları toparlarken yanında gurme faktörünü de unutmadık. Yemek önemli. BodrumÂ’a has lezzetler, İtalyan, Fransız hepsini barındırıyoruz içinde ama özellikle bizim kendi mutfağımızın çeÅŸitlemeleri diye düşünüyorum.
18 YAŞINDA OTEL SAHİBESİ OLMAK ENTERASANDI
1988 yılında evlendim dediniz, kaç yaşındaydınız?
- 18 yaşındaydım.
Peki 18 yaşında otele gelmeniz ve çalışmanız ile birlikte insanların ve sizin tatil anlayışınızda değişimler oldu mu?
- Çok enteresan, o zamandan beri her şeyi bir arada bulabileceğim ve istediğim kadar kullanacağım bir anlayışım var benim. Otelde gece kulübü de olsun, yemek de güzel olsun, eğlence de olsun, sükunet de olsun diyenlerdenim.
18 yaşında bir otelin sahibesi olmak nasıl bir duygu? Psikolojiniz ve egolarınızı etkiledi mi bu durum?
- Çok karmaşık bir duygu. DoÄŸru söylüyorsunuz, bu insanın psikolojisini doÄŸru adımlar atmazsanız, etkileyecek bir durum. Çünkü anlayış olarak evlilik demek ev demek, akrabalar demek, seni ziyaret eden insanlar demek… Ben direkt otele gelin gitmiÅŸ gibi oldum. Hayatımız otellerde geçti hep.
EÅŸinizden ayrılmayı düşünüp, “Ben annemin evine gidiyorum” diye bavulları kapıya koysanız kimse inanmayacak demek ki…
- (Gülüyor) Aynen, vallahi doÄŸru. “Birileri bavullardan kurtulamaz inÅŸallah” demiÅŸ sanki. İlk gençlikte canlılık harika bir ÅŸeydi. Bu enerji çok güzel. Yalnız kalamıyorsunuz, hep kalabalık istiyorsunuz. Abartıyorsunuz ev sahipliÄŸini, “Odamda da kalabilirsiniz” diyorsunuz. Para kazanmak deÄŸil, mutlu hissettirmek bu karşındakini sadece.
İlginç müşteri istekleri ve anılarınız var mı?
- Tabii, olmaz mı! Mesela AvrupaÂ’da yaÅŸayan insanlar var, diyelim İsviçreÂ’de yaşıyorlar. TürkiyeÂ’ye geldiklerinde “Hadi UludaÄŸÂ’a da gidelim” diyorlar. Öyle enteresan taleplerde bulunuyorlar ki… “Nerede geyikleri görebiliriz?” diyorlar mesela.
Artık genç kızlarınız da var…
![]() |
Erken evlilik yok değil mi kızların aklında sizin gibi?
- NesliÅŸah bizi örnek aldığı için çok sıcak bakıyor erken evliliÄŸe. Ama artık bizim gibi giden evlilikler pek yok. Biz çok gençtik ve evliliÄŸimizin sürmesi bir ÅŸans…
Çocuklarıma annem baktı
Annenizle ilişkiniz siz anne olduktan sonra farklılaştı mı, yakınlığınız arttı mı?
- Tabii. Ben önceden yurtdışında okuyordum, o çok yoÄŸun çalışıyordu. Ama baktı ki ben çok genç anne oldum, çocukların sorumluluÄŸunu üzerine aldı. Annem sekiz ay BursaÂ’da, benim yaÅŸadığım evde çocuk baktı. Bunu kimse bilmez. Annem benim pozisyonuma geçti, ben artist oldum evde. Bütün gün çocuÄŸuma bakıyor, yemeklerimi de yapıyordu. Ben de kocamla vakit geçirmeye baÅŸladım. Hele babamın hakkını hiç ödeyemem, her perÅŸembe ve pazar gelirdi. Annem arada bana “Yanlış anlamıyorsun deÄŸil mi GülÅŸahçığım, kıskanmıyorsun deÄŸil mi çocuklarını sahiplendiÄŸimiz için” diye sorardı. “Anne nasıl yanlış anlayabilirim, çok memnun oluyorum, mümkünse alıp evinize götürün” diye espri yapardım. “O kadar da deÄŸil” derdi.
www.hurriyet.com.tr



(No Ratings Yet)